9 Mayıs 2013 Perşembe

İstanbul Four Seasons Sultanahmet / Seasons Restaurant

Evlilik yıldönümümüz geride kaldı ve daha önce bahsettiğim gibi Four Seasons Sultanahmet hakkında detayları vermeye başlıyorum. Düğün mekanları için de listemde olan bu oteli 2 senedir ziyaret etmek istiyordum. Ancak 1. senemiz için biraz daha fazla ilgimizi çeken Pera Palas Oteli Agatha Restaurant'ı seçtik. Bizim gittiğimiz seneki şef ve menü değiştiği için maalesef detayları veremiyorum. Her şey mükemmeldi.


Four Seasons Sultanahmet'e gelince, eski İstanbul ile bu kadar iç içe olması çok keyifli. Otelin girişinde sizi karşılayan çiçekler harika. Herkes güler yüzlü, yönlendirmeler güzel. Kısacası yeriniz gösterilene kadar her konuda detaylara dikkat edilmiş. 
Seasons restaurant'ta bizden başka herkesin otelin misafirleri olduğunu sanıyorum. Her masadan ingilizce sorular duyuluyordu. Bu tatlı güzel adı neydi? Kadayifff, kunefeee mi gibi :)
Yemekleri anlatmaya başlamadan önce dekorunu anlatabilmek adına birkaç fotoğrafı paylaşmak istiyorum. Geleneksel Türk sanatının esintilerini görebiliyorsunuz.



12 Mayıs'a kadar Seasons Restaurant'ta Antakya Lezzetleri haftası olduğu için özel bir menü hazırlanmış şefi tarafından. Öncelikle bu menüyü tavsiye ediyorlar. Aslında gitmeden önce aklımda Şefin özel yemeği olan sekiz saatte yapılan bir kuzu yemeği vardı. Ancak sonra ana yemek için belirtilen menüye dönüyoruz. Başlangıç olarak Erzincan Peyniri Sufle istiyoruz. Ana yemeklerimiz Kağıt Kebabı ve Kiremitte pişirilen Biftek. 
Yemekler konusunda maalesef istediğimiz lezzeti alamıyoruz. Kullanılan yağ biraz ağır geliyor. Ancak geri kalan şeyler güzel olduğu için çok üstünde durmuyoruz. Tavsiyem bu adrese gidecekler için her zamanki menüden seçim yapmak daha güzel olabilir.  
Başlangıçlarda ise erzincan peyniri suflenin açıkçası camembert peyniri ile hazırlanan dip gibi olacağını sanıyordum. Eriyen bir peynir olarak düşünmemek gerekiyor.





Yemeğimizin sonunda tatlı menüsünü istediğimizde yıldönümümüzü kutlamak için göndermiş oldukları pasta oldukça güzel bir jestti ve çok lezzetliydi :) Karar verdiğimiz tatlıyı tatma şansımız olmasa da sizinle paylaşmak istedim. Tadı damağa oldukça uygun gibi geliyor :)
Karamelize fırstıklı kadayıf yanında Sakızlı Creme Brule.





Böylece sizlere bahsedeceğim 3. ve son bölüm Türkiye'den restaurantlar kısmına bir başlangıç yapmış oldum. Farklı mekanlarla görüşmek üzere ; )


6 Mayıs 2013 Pazartesi

Davetler/ Tarifler

Annemin doğum gününden tarifler :)

Aslında sizlere bu hafta başka bir yazı ile merhaba diyecektim. Eşimle ikinci evlilik yıldönümümüzü kutlayacağız. Bu anlamlı gün için de kendimizi  uzun zamandır gitmek istediğimiz Sultanahmet Four Seasons Oteli mutfağının ellerine bırakacağız. Detayları en kısa zamanda paylaşacağım :)

Bugün ise başka anlamlı bir günün menüsünü sizlerle paylaşmayı planlıyorum.
Sevgili annemin pazar günü doğum gününü bizde kutladık. Çok farklı yaşta misafirlerimiz olduğu için herkese hitap eden bir menü oluşturmak istedim.

Çerkez Tavuğu
Patates Salatası
Peynirli Kek
Sarıyer Böreği
Brownie
&
Doğum günü pastası

Brownie ve Peynirli Kekin tariflerini özellikle paylaşmak istedim. 
Peynirli kek her dakikaya uyumlu olduğu için seviyorum. Bir pazar sabahı fırından çıktıktan sonra kahvaltıya güzel bir eşlikçi olabileceği gibi, günün farklı saatleri için de güzel bir atıştırma. 
Brownie tarifi ise hem basit hem de misafirlerinize vawww dedirttirecek türden. Bir defa tattıktan sonra bitter çikolataları hemen brownie'ye dönüştürme isteği uyandırıyor.

Brownie

Bilmiyorum sizde benim gibi Le Pain Quotidien'e bayılanlardan mısınız? Hem bütün lezzetleri, hem satılan ürünleri hem de dekorasyonu her şeyi ile beni çok mutlu eden bir yer burası. Bir gün yine minik crumble parçalarını yerken bir tarif kitabına rastladım. Le Pain Quotidien'in tariflerini evde uygulayabilme fikri çok güzel geldi ve hemen aldım. Şimdi sizinle bu kitaptan en sevdiğim tarifi paylaşıyorum.

Malzemeler

  • 250 gr bitter çikolata
  • 250 gr tereyağı
  • 250 gr yumurta ( 4-5 adet)
  • 250 gr pudra şekeri
  • 25 gr un

Hazırlanışı

  1. 1. Fırını 140 derece ısıtın.
  2. Parçalara bölünmüş çikolataları Benmari üsülü ılık su buharı yardımı ile eritin. Eş zamanlı olarak tereyağını da ekleyin ve iki içerik birbirine tamamen karışana kadar devam edin. Başka bir kaba aktarın.
  3. Spatula yardımı ile un ve şekeri ekleyin ve karıştırın. Yumurtuları ekleyin ve iyice karıştırın. Ben bu aşamada tel çırpıcı ile karıştırıyorum.
  4. 15- 30 dk kadar dinlendirmek için bekletin.
  5. Küçik kalıplara karışımı aktardıktan sonra 140 derecede 25 dakika pişirin. ( Kaplarınız 60-70 gr alıyor ise). (90-120 gr ölçülü brownie) için ise 35 dakika pişirilmesi öneriliyor.
Bu kadar :)

Peynirli Kek


Malzemeler

  • 1+1/4 su bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 3 yumurta
  • 1/2 su bardağından bir parmak eksik sıvıyağ
  • 1/2 su bardağından bir parmak eksik süt
  • 200 gr beryazpeynir, ufalanmış
  • 100 gr gravyer peynir, rendelenmiş
  • 2-3 avuç fesleğen, doğranmış
  • 1-2 yeşil soğan, ince kıyılmış
  • 1 çorba kaşığı maydanoz
  • Tuz, karabiber
  • 24 cm kek kalıbı

Hazırlanışı

  1. Fırını 180 dereceye ayarlayın
  2. Un ve kabartma tozunu bir kaba ekleyin
  3. Başka bir kapta yumurta, yağ ve sütü çırpın
  4. İki karışımı mikser ile yumuşak bir hamur elde edene kadar çırpın
  5. Beyazpeynir, Gravyer peyniri, tüm otları, tuz ve karabiberi karışıma ekleyin ve kaşık ile karıştırın
  6. Kek kalıbını yağlayın ve hamuru içine dökün
  7. 50 dakika pişirin.

Afiyet olsun :)

*( 425 g yemek kitabına aittir.)

2 Mayıs 2013 Perşembe

İtalyan Mutfağı /Milano

Milano/ Como Gölü

Sıra geldi geçen kış gittiğimiz Milano seyahatine. Milano'da 4 gün kalmamıza rağmen bu günlerden birini outlet bir gününü de Como gölüne ayırınca size 2 akşam için gittiğimiz yerlerden bahsedeceğim. Tatil öncesi uzun uzun yine araştırmaya başladım. Öncelikle Michelin listesinde yıldız sıralamaları ve gerekli aplikasyonlara bakıldı. Bu konuda en faydalandığım ise Akdeniz Lokanta ve Şarap Rehberi- İtalya Vedat Milor'un kitabı oldu. Bahsetmiş olduğu yerlerden Savini'ye gitme şansını yakaladık.

Diğer adres için biraz daha yenilikçi bir şef olmasını istedik. Bu sefer de yabancı gazetelerin ve dergilerin yemek ve restaurantlar ile ilgili eleştiri, değerlendirme yazıları okudum. Sonuçlar Al Pont De Ferr'i işaret etti.
Şimdi sizlere zevkle bu adreslerden bahsetmeye başlıyorum.

Savini:

Galleria Vittorio Emanuele içinde yer alıyor. Milano'ya gelip de burayı görmemek zaten mümkün değil.
1867 yılından itibaren var olan Savini birçok ünlünün eskiden buluşma noktası halindeymiş.
Dekorasyonu size kendinizi mutlaka özel hissetirecektir. Sunumlarını ifade etmek güç. Şarap servis ediliş şeklini gezdiğim hiçbir yerde daha önce görmedim. Sözcüklerle tarif etmek mümkün olmadığı için gitme fırsatınız olursa izlemenizi tavsiye edeceğim. Tek söyleyebileceğim tıpkı tadım yaparken şarabınızın rengine baktıktan sonra kadeh içinde yayılmasına izin verdiğiniz işlemi sizin için yapıyorlar. Ayrıca, sommelier her yemeğe eşlik edebilecek şarap konusunda size oldukça bilgi veriyor.

Yemekler konusunda ise başlangıç olarak hardal soslu kızarmış enginar ile başlıyoruz. Ana yemeklere gelince Milano için önemli bir yemek olan Risotto Alla Milanese* denenmese olmaz diye düşünüyoruz. Safranlı risotto İtalya'nın tipik bir yemeği. Diğer yemekler Milano üsulü et yemeği ve tam emin olmamakla beraber morina balığı olduğunu hatırladığım balık servisi istiyoruz.

İtalyanların bir deyişi varmış, "Pirinç suda doğar, şarapta ölür" diye; bu söz büyük ihtimalle risotto alla Milanese yapmak için et suyuna eklenen şaraba atıfta bulunduğuna inanlıyor.

           




Bu arada şefin ikramı olan minik sürprizler her an çıkabiliyor. Kahvelerinizin yanında ise Savini'n gusto bölümünde ( Geleneksel birçok farklı lezzetin satıldığı bölüm) de bulabileceğiniz eşsiz çikolata ve truffles servisi yapılıyor. Hepimiz yüzümüzde kocaman bir gülümseme ile ayrılıyoruz Savini'den.



Al Pont de Ferr


Milano'nun merkezi bölgesinin biraz dışında kalan bir restaurantta farklı çeşitte ev yapımı ekmekler ve  onlarca çeşit peynir bulabiliyorsunuz. Daha önceden okuduğum sommelier sahibesi ile farklı bir deneyim yaşayacağımızı sanıyorum. İçeri ilk girdiğinizde şık bir ortam bizi karşılamıyor. Dekorasyonu oldukça ilginç sıcak ancak masa üstündeki kağıt servisler ve eski görüntüsü biraz şaşırtıcı.

Öncelikle peynir tabağı sipariş vermeyi düşünüyoruz. Dile getirdiğimiz zaman da masadan kalkıp kendilerine eşlik etmemizi istiyorlar. Sonrası çok farklı bu zamana kadar isimlerini duymadığım peynir çeşitlerinin bulunduğu peynir dolabından seçimimizi yapmamızı istiyorlar.  Üstelik gr ve adetler ile :) Ömer'le şaşırarak yerimize dönüyoruz. Bu noktada o mükemmel ekmekler geliyor ve ardından peynirler. Tabii hepsini bitiriyoruz. Gece boyunca iki farklı şarap istiyoruz ve memnun kaldığımızı hatırlıyorum.  Şarap listesi de oldukça geniş.





Bu yazıyı hazırlarken menüyü tekrar kontrol ettiğimde farklı yemeklerin eklendiğini görüyorum. Bahsettiğim yemeklerin bir bölümünün servisine devam etmiyor olabilirler.
Siparişler şu şekilde: Ricotta ve tatlı kabak dolgulu ravioli, mürekkep balığı ile renklendirilen makarna. Başlangıç olarak kabak ve karidesli patates dolgusu/mantısı.
Yenilikçi şeyler denemek maalesef her zaman tatmin edici olmuyor, ravioliler benim için kesinlikle öyle oldu. Geri kalan her şey çok güzeldi.




* Bu arada şeflerden birinin fotoğrafını çekebildim. İşte yaratacılarından bir tanesi :)


Kısa bir süre geçirdiğimiz Como Gölü'ne gelince, başlangıç noktasında göl manzaralı birçok cafe ve restaurant var. Benim önerim ise tüm pastalar, tatlılar ve şekerlemeler. Sizi birkaç fotoğraf ile baş başa bırakıyorum ;)






* İtalyan yemek uzmanı Anna Del Conte tarafından çözüme kavuşturuldu. Hikayeye göre 1574 yılında, Milano'daki Duomo Kilesisi'nin vitraylarını yapan ustanın kızı evlenmek üzereydi. O dönemde sarı renk elde etmek için erimiş cama safran katılyordu. Çırakların birinin aklına bir fikir geldi. Düğünde yapılacak olan Risotto'ya altın görünümü vermesi için safran katacaktı; çünkü altının sağlığa yararlı özellikleri olduğuna inanlıyordu. Bu bir efsane olarak belirtiliyor. Bir başka efsaneye göre de risotto, İspanyol paella'sının safran katılmış bir yorumudur.