15 Aralık 2013 Pazar

Ayva çiçek açmış


Yine mevsimine uygun bir yemek tarifi geliyor bugün. Bu sefer ayva ve tarçın kullanarak hazırlanmış iki farklı tarif göreceksiniz. Bir tanesi yapması oldukça zahmetli, diğeri ise aynı güzellikte uygulaması çok daha basit bir yemek. Tarçin, misk, karanfil, safran ve zencefil gibi baharatlar bildiğiniz gibi Avrupa mutfağına Araplar tarafından girmiştir. Osmanlı mutfağında da sıkça kullanılmış. Tarife gelince, kıymalı avya dolması İran mutfağına ait. Diğer süpriz ise eski bir Rum yemeği. Her zaman İstanbul'daki eski Rum mutfağının güzelliğinden bahsedilir. Bu değerler kaybolmadan, arkadaşımın annesi Selma teyze'ye davetliyim ve İstanbul'da yaşayan Rum ailelerin pişirdiği bu güzel yemeği bizim için hazırlıyor. Her ikisi de tatlı ve tuzlu birleşmesi ile oluşan yemekler ve farklı bir damak lezzetine hitap ediyor. Genellikle sadece tatlısı yapılan ayvayı, mutfağınıza farklı tariflerle mutlaka kullanmanızı öneririm. Sadece bunun ile sınırlı değil kereviz zeytinyağlısı ile de farklı bir lezzet ortaya çıkarıyor.

Etli Ayva Yemeği


Malzemeler

  • Orta boy 4 ayva
  • 300 gr iri doğranmış kuşbaşı et
  • 2 bardak su
  • 1 çay kaşığı tarçın
  • 3,5 çorba kaşığı şeker ( çok dolu değil)
  • 50 gr tereyağ
Hazırlanışı

  1. Kuşbaşı et tereyağda kavrulur. Et suyunu çekip kızarana kadar pişirilmeye devam eder.
  2. Ayvalar iri küpler halinde doğranır. Kaba eklenir ve üstüne su eklenir.
  3. Şeker ve tarçın ilave edilir.
  4. Kaynamaya başlayınca kısık ateşe alınır, yaklaşık bir saatte pişer. Ayvalar yeterli yumuşaklığa gelince yemeğiniz hazır.
Selma Teyze'ye bu tarifi paylaştığı için teşekkürler.

Kıymalı Ayva Dolması (Dolmeh Beh)



Malzemeler
  • 6 adet orta boy ayva
  • 500 gr kıyma
  • 1 adet kuru soğan 
  • 2 çorba kaşığı pirinç
  • 1 çay kaşığı tarçın (Karanfil de ilave edilebilir)
  • tuz, karabiber
  • 1 çorba kaşığı şeker
  • 1,5 adet limon suyu
  • 2 çorba kaşığı tereyağ
  • 1 su bardağı su
Hazırlanışı


  1. Tereyağında küp doğranmış soğanları kavurun
  2. Kıymayı ekleyin, suyunu bırakıp çekene kadar kavurun.
  3. Baharatları, pirinci ve 1/2 çay bardağı suyu ekleyin
  4. Ayvaların sap kısmını kapak olacak şekilde kesin ve içlerini oyun.
  5. Toz şekerle içlerini ovup kıymalı karışımla doldurun.
  6. Ayvaları tencereye dizin. 1 su bardağı su ile 1 ssat kısık ateşte pişirin.
  7. Limon suyunu ekleyin, ayvalar yumuşayıncaya kadar pişirin.
Afiyet olsun.







12 Aralık 2013 Perşembe

Kendi oyun alanını yaratmak isteyenler buraya!

Ara ara bahsettiğim bir konuya belki dikkat etmişsinizdir.  Yeni 
yepyeni bir başlangıç….. İnsan istediği zaman her şeyin olabileceğini gösteren bir başlangıç. Bazen hayatınızın yönünü değiştirmenin içinize baharı getirebileceği bir başlangıç… En sevdiğiniz arkadaşlarınızdan birisi ile yeni bir yola, yeni bir işe girmenin verdiği sevinç… Anlatıyorum…
Sevgili arkadaşım İris ile mutfağa, yemeklere olan düşkünlüğüm hakkında konuşurken ikimizin ortaya attığı bir fikir. Neden yemek yapmak daha keyifli olmasın? Neden hem yaparken hem sunarken daha güzel olmayalım? İşte her şey burada başladı. O tasarımcı gözü ile ben bu işten keyif almayı ve pazarlamayı bilen kişi olarak bu durumu inceledik. Sonuç, 3 aylık bir ön çalışma sonucunda "Mushroom" markasını yarattık. Parçalar, şeritler, kumaşlar, aksesuarlar arasında geçen 3 ay….. Daha kullanışlı nasıl olur? Daha estetik nasıl olur? DAHA FARKLI VE EĞLENCELİ nasıl olur? İşte ilk göz ağrılarımız, koleksiyonumuz bu cevaplarla doğdu. Umarım, Bonvagon.com'da satışa çıkan önlüklerimizi seversiniz, sizin ve sevdiklerinizin evde geçirilen değerli dakikalarına daha çok keyif katarlar :) Yeni modeller ve gelişmeler için facebook sayfasını takip etmenizi öneririm.
https://www.facebook.com/pages/Mushroom/661953840522460?f ref=ts





11 Aralık 2013 Çarşamba

Monsieur-Madam / Fransız Mutfağı 3

Paris cafe'leri için yazılacak yazıyı yayınlayabilecek olgunlukta kendimi görmesem de, bu konuda birkaç kelime edebilirim diye düşünüyorum. Bugün size tavsiye de bulanacağım alan aslında genel bir bölgeyi içine alıyor: St. Germain des Pres Odeon. Bu bölgede nerede olduğunuz pek önemli değil, birçok cafe'de aynı keyfi alabilirsiniz. Önemli olan sokakta uzun uzun oturup sokağı izlemek gözlem yapmak. Bu sakin, keyifli alanda birkaç saatinizi bir şey düşünmeden geçirmek. "Paris'teki eş" kitabını okuma şansınız olduysa dediğimi daha iyi anlayacaksınız. Ernest Hemingway'in birçok eseri için ilham aldığı Paris cafe'leri... Sabahtan evden çıkıp akşama kadar yazma denemelerini yaptığı cafe'ler.
Bahsedeceğim cafe'yi eşimin işinde uzun zamanını Paris'te geçirmiş birisinden tavsiye alıyoruz. Önerisi için teşekkürler. Yanındaki çikolata mağazası ile beni mest eden, ziyaretçeleri eğlenceli bir mekandı Relais Odeon. Fransızlar için ayrı bir anlam taşıyan cafe kültürünü anlamanız için son önerim illustrasyon ve karikatür öğeleri taşıyan bir kitap. "Monsieur Lambert"

Relais Odeon:
Üstte bahsettiğim detaylara sahip tipik bir cafe. Hangi mevsimde giderseniz gidin, dışarada oturup gelen geçeni izlemelesiniz. Bu ana eşlik edebilecek aperatif, peynir bölümünden St Marcellin Iyonnais peyniri ve St. Nectaire farmer peynir tabağı olabilir. Menüsü çok fazla alternatif sunan bir menü değil. Cafe'nin arka kapı çıkışından çıkıp pasaj gibi bir bölüme açılan minik sokağa göz atmayı unutmayın.



Le Royal Bistrot
Bu bistro ise Opera bölgesinde Lafayette'e çok yakın bir konumda. Lafayette'in inanılmaz gurme bölümünü dolaşmaktan yorulduğunuz sırada alternatif olabilecek bir yer. Ortamı mükemmel değil. Ancak sipariş verdiğim soğan çorbası ve elmalı crumble çok lezzetli. Çorbadaki soğanlar olması gerektiği gibi uzun zamanda pişirilmiş. Ana yemek denemesemde, güzel olduğunu tahmin ediyorum.



Le Pain Quotidien
Yazılarımı takip edebiliyorsanız biliyorsunuz ki ben bu cafe'nin mutfağını çok seviyorum. Hatta birçok tarifim Le Pain'in yemek kitaplarına ait. Durum böyle olunca Paris'te nerede rastlayabilirim diye ilk gün  her etrafı taradım ve bulamadım :( Ancak, sonra çok yakın bir noktada Lafeyatte'in alt katında olduğunu gördüm. Bence, kesinlikle uğrayın. Yüksek tavanı, yere kadar uzanan pencereleri ile bir yandan kahvenizi için bir yandan etrafı izleyin. Sıcacık kupasını ellerinizin arasına alıp kahve kokusunu çektiğinizde benim gibi içinde bulunduğunuz durumun tadını çıkaracağınıza eminim:)
Yemeklere gelince mükemmel bir sebzeli quiche/kiş ve mozerella salatası tadıyorum. Tatlı olarak kırmızı meyveli cheesecake... Tek kelime ile mükemmel.



Paris'te olunca her sokak, her köşe başka bir keyifli. Eminim siz bu adreslerden daha güzel birçok keşif yapacaksınız.

* Bu arada sürpriz yarın :)