18 Ekim 2015 Pazar

Las Vegas 2/ Amerikan Mutfağı

                     
Bugünün mutfak maceraları Las Vegas'tan. En son Gordon Ramsay'den bahsettikten sonra bu sefer durağımız Bellagio Otel içinde yer alan Cafe Bellagio, gündüz bir şeyler atıştırmak veya öğle yemeği için şık bir adres ve Jean Philippe. 
Bellagio'nun dünyaca bilenen su gösterilerinden ibaret olmadığını gösteren iki adres.

Cafe Bellagio



Menüsünde salata, makarna ve hamburger gibi bölümlerin dışında her güne özel  yemek alternatifleri yer almış. Bunlardan bir tanesi New York sandwich, ciabatta ekmeği içinde servis edilen bu sandwich yanında eşlik edebilecek şarap önerilmiş. Kaliforniya bölgesinden Pinot Noir (Monterey Country). Bira seçeneğinde ise Samuel Adams Boston Lager.  Daha önce belirttiğim gibi bu tip önerilerin menüye hoşluk kattığına inanıyorum. Bizim tercihlerimiz ise ilk defa denediğim bir atıştırmalık. Hindi ve meksika fasülyesi ile hazırlanmış chili. Yine oraya özgü bir mısır ekmeği ile servis ediliyor, kesinlikle deneyebilirsiniz. Diğer seçenekler "Chips and Dips" Tortilla yanında sosları şeklinde servis edildi. Son olarak acılı Buffalo tavuk kanatlarını denedik. İçinde yemeğe değer olmayan sadece bu seçenekti diyebilirim. Yanında benim gibi keyifli bir Sangria tercih edebilirsiniz. Çeşitli kokteyller menüsünde yer alıyor. En zevklisi Bellagio'yu ziyarete gelmiş değişik milletlerden insanları izleyerek içkinizi yudumlayabilirsiniz.




Jean Philippe



Yine Bellagio içinde yer alan başka bir adreste Jean Philippe, Las Vegas'a gitmeden önce burada yer alan çikolata şelalesini duyabilirsiniz. Aklınızda neler canlanır bilemiyorum ama benim çok heyecanlandığımı söylemeliyim. Açık olduğunu hayal ederek küçük bir shot bardağı ile yaklaştığımı ve sonra yudum yudum sıcak çikolatayı içtiğim gibi fikirlerim oldu. Ancak baştan söylemeliyim kapalı bir cam içinde yer alan şelale bende üzüntü yarattı :) Ancak Jean Phillipe'in yarattıkları yüzümü tekrar güldürdü. Farklı servis şekilleri yer alıyor. Mesela, creme brulee minik shot bardak içinde, macaron ve popcake ile üçlü servis ediliyor. Pastacılık sunumlarındaki minik detaylar ise mükemmel. Benim denediğim şahane lezzet ise ahududulu dev macaron. Kreması, vanilya taneleri, dolu dolu meyveleri ile her parçada ayrı keyifli. Kesinlikle yemeden dönmeyin. Ben denemedim ancak grup içinde dondurmasını yiyenler memnun kalmadı. Dip not olarak belirtmek isterim.








7 Ekim 2015 Çarşamba

Las Vegas (Amerikan Mutfağı 5)

Gordon Ramsay pub&grill


Gordon Ramsay koskoca bir grubun yaratıcısı, ünlü İngiliz şef. Kendisini Home TV'yi biraz bilen birisi mutlaka tanıyacaktır. Hem tv siması, hem yaptığı programlar ile kötü mutfakları düzeltmeye çalışan, kötü şeflerin korkulu rüyası şef. Hem sempatik hem de farklı kültürlere kendi yemeklerini yapabilecek kadar özgüvenli. Bende yarattığı imaj bu şekilde olunca, Las Vegas'ta Gordon Ramsay pub&grill'e gitmemek mümkün mü?

Büyük beklentiler ile Caesars Palace içinde yer alan restauranta doğru giderken, Caesars Palace'ın kumarhane bölümünün ihtişamından gözünüzü alamıyorsunuz. Ulaşınca ise böyle bir ortamın içinde yaratmayı başarmış oldukları "pub" havasına bayılacaksınız. Arkanızı dönüp bakmasınız o bar havasının içine çok rahat girebiliyorsunuz. 
Öncelikle, menü de dikkatimi çeken şey bazı yemekler için eşlik edebilecek biralar belirtilmiş. Türkiye'deki en büyük açığın olduğunu düşündüğüm şey. Üstelik şarap eşleşmesi değil bu sefer konumuz bira. 
Bu bölümde benim en çok merak ettiğim hamburgerlerdi. Menüde sadece iki çeşit var. Bunlarda et çeşidi dana ve kuzu olarak ayrılıyor. Kuzu olan karamalize soğan ve keçi peyniri, biberiye ile sunulurken dana etinden yapılanda ise  cheddar peyniri tercih ediliyor.
Tadına gelince, ekmek kendileri tarafından yapılmış güzel, etin kalınlığı ve suyunu kaybetmemiş olması çok güzel. Ancak, genel olarak çok önemli olan tuzun varlığının eksikliğinden olabilir bir şeyden yoksun.  Ama Türkiye'de yediğiniz birçok burgere göre çok başarılı olduğunu söylemeliyim. Otuzdan fazla bira çeşidi yer alan menüden ise Samuel Smith's brown ale tercih ettim. Hamburger ve bira ikilisi kesinlikle harika! 



5 Ekim 2015 Pazartesi

San Diego (Amerikan Mutfağı 4)

La Jolla, Coronado adası, Gaslamp, Old Town San Diego'da belirttiğim bütün bu bölgeler ayrı yemek çeşitliliği sunuyor. Ancak limitli zamanınız olmamalı ve barları, cafeleri ve restaurantları rahat rahat deneyimleyebilmelisiniz. Bugün değineceğim yerler gezmekten bitap düşmüş olmamıza rağmen uğramayı başardığımız noktalar olacak. Keyifli bir yolculuğa başlayalım.

Old Town- Rockın' Baja Lobster


Old Town San Diego'nun en eski yerleşim bölgelerinden birisi, günümüzde sayısız restaurant ve Meksika'ya özgü mağazaları ile biliniyor. Burada tahmin edeceğiniz üzere Meksika mutfağı üzerine yerler bulmak mümkün. Rockın Baja hem dekorasyonu hem de menüsü ile çok eğlenceli bir Meksikalı. Saat 10.30 durağımız burası olduğu için yemekleri tadamıyoruz ancak sabah sabah Margaritaya ekip olarak hayır demiyoruz :) "Cabo wabo rita" klasik margaritaya verilen ad. Denediğimiz çeşit blood orange margarita. 

Diğer çeşitler ise şu şekilde:Tatlı ve baharatlı çilekli, baharatlı mango ve farklı bir tekila markası ile hazırlanan Patron Rita. Buraya ait sevdiğim şey salsa barın açık büfe şeklinde olması istediğiniz kadar salsa sos, guacamole veya sour cream alabiliyorsunuz. Tortilla cipslerinden de limitsiz sepetinize alabiliyorsunuz. 




La Jolla- Brockton Villa Restaurant


Öncelikle bu bölgede çok güzel butikler ve restaurantlar bulunuyor. Biz içlerinden en tarihi olan ve manzarası tüm okyanusa sahip bir yer seçiyoruz. Brockton, tam olarak deniz aslanlarının bulunduğu sahilin üstünde hoş bir mekan. Benim öncelikle dikkatimi çeken renkleri oldu. Menü tasarımına kadar aynı renk hakim. Akşamüstü güneş batırma sırasında burada bulunabilirseniz, bizim menüden seçtiklerimiz peynir tabağı, buraya özgü bir incir ile sunuluyor ve kokteyl sos eşliğinde jumbo karides. Yanında da tabii ki California'ya özgü bir chardonnay, Husch 2012 Mendocino. Karidesin kokteyl sosunda eksik olan bir şeyler var ancak peynir tabağı tatmin edici. Menüdeki diğer başlangıçlardan deniz mahsülleri combo veya mavi yengeç ile hazırlanan kek denenebilir.



The Cheesecake Factory

Akşam için rotamız ise cheesecake factory. Gitmeden önce maalesef sadece cheesecake olduğunu düşündüğüm, menüsünü görünce şok olduğum yer diyebilirim. Çeşitlilik konusunda sanırım bu zamana kadar görebileceğiniz en kapsamlı menüye sahip. Diğer masalara servis edilenlere takip edince pizza dışında her şeyin çok güzel göründüğünü söylemeliyim. Yine Meksika etkisi taşıyan birçok yemek var. Sadece cheesecake sayfasında yaklaşık 25 çeşit var. Bu denli alternatif fazlalığı işinizi gerçekten zorlaştırıyor. 
Amerika'da birkaç noktada Buffalo wings yememe rağmen en güzeli kesinlikle burada servis edilen oldu. Diğer denediklerimiz chicken fingers ve nachos. Nachos için hazırlanan tortilla cipsleri çok güzeldi. Cheesecake 'e gelince sanırım yanlış bir seçim yaptım. "Mango key lime" kesinlikle üstündeki sos kısmında yapay bir aroma hissediliyordu. Diğer aklım kalan seçenekler taze çilek kaplı ve tuzlanmış karamelli cheesecake. Servis anlayışlarının da çok samimi olduğunu belirtmeliyim.


San Diego'dan bu kadar ;)